Duyurular
11.03.2014 10:18 Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği 19. dönem Yönetim Kurulu belirlenmiştir.
23.07.2012 16:58 1 Ekim 2012 tarihi itibariyle yeni adresimize taşındık, iletişim bilgilerinden yeni adresimize ulaşabilirsiniz.
11.03.2014 10:40 Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği Toplantı Salonu sektörün kullanımına sunulmuştur. Detayları dosyalar bölümünde inceleyebilirsiniz.
15.07.2014 13:06 Metalik Fikirler 3.yarışmasını düzenliyor...Detayları www.metalikfikirler.org adresinden öğrenebilirsiniz.

OSMANLI DÖNEMİ

Görüldüğü gibi metalürjinin önceleri ortaya çıktığı bölgeler Anadolu civarı ve Anadolu ile iç içe ilişkili olan bölgeler olup Türklerinde Metalürji ile ilk uğraşan topluluklardan biri olduğu anlaşılmaktadır. Anadolu Türk Uygarlıklarına gelindiğinde metalürji ve döküm teknolojisinin 15.Asırdan sonra gelişme gösterdiğini görebiliyoruz. En önemli gelişmenin MS 1450 yıllarında Padişah Fatih Sultan Mehmet mühendis Saruca Bey ile Mimar Muslihiddin hoca ve o sırada Bizans'ta çalışan ancak ücretinin az olmasından dolayı mühendis Saruca Beye müracaat eden Macar asıllı top dökümcüsü ORBAN 'ın yardımları ile İstanbul tophane mevkiinde ilk top döküm tesisinin de dev topların dökümüne başlanmıştır. Bu tesis her ne kadar top gövdeleri dökümü için geliştirildiyse de diğer askeri araçlarında yapımında önemli görevler görmüştür. II. Beyazıt zamanında Tophane genişletilmiştir.

Osmanlı imparatorluğunun yükselme ve genişleme dönemi olarak önemli bir bölümünde padişahlık yapan Sultan Süleyman (1520-1568) eski Tophaneyi yıkarak yerine daha büyük ve daha modern tophanenin kurulmasını sağlamıştır. Bu Tophane ve burada yapılan döküm işlemlerinin teferuatıını Evliya Çelebi 1640'larda kaleme aldığı Evliya Çelebi Seyahatnamesinden öğrenmek mümkün olmaktadır.

Diğer taraftan 1755 yılında Fransa elçisine tercüman olarak gelen Baron de Tott tophanenin ıslah edilmesinde büyük katkısı olmuş ,hatta 1770 yılında İstanbul'a tekrar gelerek 1773 yılında Mühendishane-i Berri Hümayun Topçu okulunun kurulmasında dolayısıyla bu günün İ.T.Ü. kurulmasına ön ayak olmuştur.

Osmanlı dökümcülüğünün tek büyük dökümhanesi Tophane idi. Burada resimhane, numunehane, muayenehane, tüfekhane, kundakhane, tavhane, demirhane, çarkhane (işleme atölyesi)nakkaşhane, baskıhane gibi önemli bölümler vardı.

1862 yılında İstanbul'a gelen İngiliz elçisi eserinde Tophane'de yılda 300 Top döküldüğünü anlatmaktadır.

1835 yılında ölen hoca İshak efendinin 127 sayfa metin ve 60 sayfa Teknik Resim çizimli Teknik Kitabında tamamı top dökümüne ait yakın çağın teknolojik çalışmaları bulunmaktadır. Mühendishane-i Berri Hümayunda (İ.T.Ü.) hocalık yapmış ,modern döküm ve sanayi konularında ders vermiştir. Bu gün bu kitabın bir nüshası Askeri Müze koleksiyonunda bulunmaktadır.

14 Nisan 1868 yılında Dökümcüler Şirketi kurularak ülkede yapılan döküm işleri ayrıntılı şekilde izlenmiştir.

İstanbul'un fethinden sonra başlayan yeniçağ esasen Rönesans'ın Avrupa toplumlarını hızlı bir şekilde etkilemesi sonunda bilim çağına girişi de beraberinde getirmiştir. Bu dönem çok önemli keşiflerin yapıldığı bir dönem olup aynı zamanda fizik,kimya,mekanik konularında ve temel bilimlerde de önemli gelişmelerin yapıldığı bir dönemdir. 1300 yıllarında Avrupa'da yaygınlaşmaya başlayan Demir Metalürjisi, dövme yolu ile çelik üretimi ve dökümcülük 1600'lü yıllardan sonra çok hızlı bir gelişim göstermiştir. Örneğin daha 1630'da İngiliz David RAMSEY "Sert Demirinin Yumuşatılması" adlı bir patentin sahibi olmuştur. 1720 yıllarında ünlü Fransız Bilim adamı ve Metalürjist olan R.A.F REAMUR temper (maleabl) dökme demirin öncüsü olmuştur. İlk önce 1712'de NEWCOMEN tarafından ortaya atılan fakat esas olarak 1770 yılında James WATT tarafından başarılan buhar makinesi başta Orta Avrupa toplulukları da olmak üzere sanayi devriminin de öncüsü olmuştur. Bu gelişmeler özellikle 1850'lerde BESSEMER-THOMAS konverterleri ile arkasından da SİEMENS-MARTİN ve elektrik ark fırınları sayesinde kitle halinde ham demirden veya hurdadan doğrudan doğruya çelik üretiminin sağlandığı metalürji ve döküm teknolojisinin en yüksek seviyede olmasını sağlamıştır. Bu dönemde bir taraftan askeri amaçlı ürünlerde gelişmeler olurken diğer taraftan ulaşım, enerji, yapı konstrüksiyon gibi temel sanayi dallarında da demir çelik malzeme kullanımının arttığı görülmektedir,bir taraftan kitle halinde haddeleme yolu ile üretim diğer taraftan belirli şekil ve geometrik ürün bazında yapılara sahip mamullerinde döküm yolu ile üretilmesi dönemine girilmiştir.

Avrupa'daki bu hızlı gelişme dönemine karşın Osmanlı döneminde de cılız gelişmelere rastlanmaktadır. Bir taraftan Ergani Bakır madenleri çalıştırılmaya başlanmış diğer taraftan demir malzeme üretimine de geçilmiştir. Osmanlı İmparatorluğunda demir madenleri demir cevherinin bulunduğu bölgelerdeki yerel demirciler tarafından işlenmekte ve o günkü teknolojiye bağımlı olarak dövme demir ve sertleştirilmiş çelik malzemelerin üretiminin yapıldığı bilinmektedir. Demir madenlerinde devlet tarafından ayrıca bir nazır bulundurup,devlet ihtiyacı olan demir malzemeleri ücretini ödeyerek satın alma yolunu izlemekti. Bilhassa demir madenlerinde Tophane'de dökülen büyük boyutlu toplarda kullanılmak üzere demir gülleler nazır nezaretinde yerinde dökülür ve gerekli yerlere gönderilirdi. Kığı Madenlerinden üretilen Demir güllelerin buradan önce Trabzon'a oradan da gemilere nakledildiği resmi yazışmalarda mevcuttur.

Avrupa'daki teknolojik gelişmeler karşısında Osmanlı İmparatorluğunda da baş gösteren ıslahat hareketleri sonunda öncelikle askeri malzemeler üretiminde devrin modern teknolojisini kullanabilen Demir Çelik üretim ve imalat tesislerine ihtiyaç duyulmuştur. Bu açıdan İstanbul Hasköy civarında (Gülle) humbarhane kurulması ile Zeytinburnunda Baruthane yakınlarında demir madeni çıkarılan bölgelerde üretilmiş piklerle çalışmak üzere demir fabrikasının kurulması izlemiştir. 1839 Tanzimat fermanının okunmasından sonra Zeytinburnu'ndaki demir fabrikasının büyütülmesi söz konusu olmuştur. 1848 'de bu fabrikalarda üretilen malzemelerle çelik gövdeli gemiler yapılabilmiştir. 1900 yıllarının başında özellikle gemi yapımındaki gelişmeler için Camialtı Tersanesinde Demir ve Döküm tesisleri inşa edilmiştir. Tesiste 2 adet 5 Tonluk siemens martin fırını ile 1 adet döner fırın demir çelik döküm üretimi için kullanılmıştır. Mondros Antlaşması gereği tersaneler ve askeri amaçlı fabrikalar kapatılmıştır. Bunun sonucu olarak (kalafat ) tamir ve bakım amacı ile Galata ile Hasköy arasında Kalafatçılar bölgeleri oluşmuş ve döküm sanayi çok ilkel şartlarda buralarda sürdürülmeye çalışılmıştır.

Yukarı