Duyurular
11.03.2014 10:18 Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği 19. dönem Yönetim Kurulu belirlenmiştir.
23.07.2012 16:58 1 Ekim 2012 tarihi itibariyle yeni adresimize taşındık, iletişim bilgilerinden yeni adresimize ulaşabilirsiniz.
11.03.2014 10:40 Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği Toplantı Salonu sektörün kullanımına sunulmuştur. Detayları dosyalar bölümünde inceleyebilirsiniz.
15.07.2014 13:06 Metalik Fikirler 3.yarışmasını düzenliyor...Detayları www.metalikfikirler.org adresinden öğrenebilirsiniz.

PLANLI KALKINMA DÖNEMİ

Döküm sektörü ürünlerine, çeşit, boyut ve kalite açısından bakıldığında sayılarla ifade edilemeyecek bir durum ortaya çıkar. Ayrıca döküm sektörü ürünleri imalat sektörlerinin temel ve çok önemli girdilerini oluşturur. Döküm sektörü bu hali ile sanayi sektörünün % 90'ın üzerindeki değerleri içeren imalat Sanayii'nin ara malı üreten imalat sanayi kavramı içerisinde yer almaktadır. Ancak döküm sektörü ürünleri olduğu gibi veya çoğu zaman diğer imalat yöntemlerinin de pek çoğunun uygulanması ile sonuç ürüne dönüştürerek sanayi sektörünün önemli girdilerini veya ürünlerini oluştururlar. Bu açıdan olaya bakıldığında Döküm Sektörü ürünleri geniş bir yelpaze aralığında yer alan tüm sektörlerle ilgili olmaktadır. Ancak yoğunluklu olarak ve kitlesel ilgi incelendiğinde döküm sektörü ürünlerinin daha ziyade madeni eşya ve konstrüksiyon,taşıt araçları gibi dayanıklı tüketim malları imalat sanayi ile temel sanayi dalları olan enerji,madencilik ve ara malı üreten Toprak, Seramik, Demir Çelik, Demir Dışı Metal, Kimya gibi yoğunlukla imalat sanayi alanı ile İnşaat ve Ulaştırma sektörlerinde kullanıldığı görülür. Diğer taraftan toplumların ekonomik gelişmesinin sanayi sektörünün gelişimi ile paralellik arz ettiği hatta daha ileri ekonomik seviyelere ulaşabilmek için özellikle yatırım ve dayanıklı tüketim malları üretim seviyeleri ile tüketim miktarlarının arasında daha da önemli bir bağıntı mevcuttur. Zira bu alanda yer alan ürünler katma değeri en yüksek olan ve yüksek teknoloji,bilgi,araştırma geliştirme ve yeniliklere açık durum arz ederler. Ülkemiz döküm sektörününde bu açıklamalar ışığı altında incelemekte yarar vardır.

1963 yılından itibaren Türkiye 5 yıllık kalkınma planları çerçevesinde planlı bir karma ekonomik model oluşturmaya başlamıştır. Kalkınma planlarının temel noktasını öncelikle ithal ikamesi ürünlerin yerli üretimine ağırlık vermek suretiyle ekonomide sanayinin ağırlığını arttırmak olmuştur. Uzun dönemli kalkınma projeleri olarak da ülkemizde % 7'lik bir gelişme oranı tespit edilmiştir. Bu hedeflere varılabilmek içinde özellikle imalat sanayi ön planda ele alınmış ve imalat sanayinde de ara malı üreten sanayiler ile yatırım malları ve dayanıklı tüketim malları sanayiine önem verilmesi durumu ortaya çıkmıştır.

Planlama tekniği açısından demir çelik döküm sektörü ürünleri ara malı üreten imalat sanayilerinden demir çelik sanayi içerisinde yer almıştır. Kalkınma hedeflerine dönük olarak planlı dönemlerde demir çelik ürünlerinin yıllık % 12 gibi bir artışla ekonomiye sunulması ortaya çıkmıştı. Sanayi ve alt yapı yatırımlarına göre talep edilen demir çelik ürünlerinde farklılaşmalar kaçınılmaz olduğundan,global olarak ortaya çıkan bu oran ürünler açısından analiz edildiğinde sanayide yatırım malları ve dayanıklı tüketim mallarının gelişme hızına bağlı olarak değişiklik göstermekte olup,yassı çelik ürünler ile özel kaliteli çelikler ve döküm,dövme ürünlerine talepler daha büyük oranda ortaya çıkabilmektedir. Bu açıdan olaya yaklaşım yapıldığından ülkemizde de bu ürünlerin üretimine dönük üretim birimlerinin kurulması yönünde devlet teşvikleri geliştirilmiştir.

1963 yılında Ülkemiz Demir Çelik Döküm Sanayii'nin ürünler bazında ve ürünlerin kullanıldığı sektörler dahil dağılımlar ile beraber Tablo 1'de gösterilmiştir.

Görüldüğü gibi 1963 yılında ülkemizde 81738 ton lamel grafitli dökme demir üretiminin % 35 Makine imalatı, % 11 Taşıt araçları, % 29 Madeni eşya, %15 İnşaat Sektöründe kullanılmıştır. Kalkınma planına göre 1960'nı ikinci yarısında BMC, Anadolu Döküm, Haymak, Burçelik, Emaş, Ferro Döküm, Pınar,Entil gibi önemli döküm tesislerinin kuruluşu tamamlanıp arkasından da 1970'li yıllarda özellikle taşıt araçları Sanayii'nin gelişimine paralel olarak daha pek çok döküm tesisinin devreye girdiği görülmesine rağmen bütün Dünyada önemli dalgalanmalara sebep olan 1973 ve 1979 Enerji krizi dolayısıyla ülkemiz döküm sanayiinin üretiminde de beklenen seviyelere erişilememiştir. Ancak bu arada 1975 ile 1978 yılları arasındaki üretim hızı oldukça yüksek olmuştur. 1979-1980 ve 1981 yıllarında gözlenen duraklama ve takiben daha sonraki yıllarda tekrar bir gelişme periyoduna girildiği görülmektedir. 1966 yıllarında yapılan tahminler 1982 yılında Ülkemiz demir çelik döküm üretim seviyesinin 1 Milyon ton civarında olacağı şeklinde belirmiş olmasına rağmen Tablo-2'de görülebileceği gibi 1981 yılı demir çelik döküm sektörümüzün üretimi 350.000 ton civarında gerçekleşmiştir.

Özellikle 1970'li yıllarda kuruluş aşamasında olan büyük kapasiteli döküm tesislerinin oldukça modern döküm teknolojileri ile donatılmış oldukları bilinmektedir. Bu dönemin sonlarına doğruda Odöksan, Demisaş, Trakya Döküm, Döktaş, Toprak gibi yine modern ve büyük kapasiteli dökümhanelerin kuruluş çalışmaları hızla devam etmiştir. 1970'li yıllarda bir taraftan yeni kuruluşların oluşması diğer taraftan ekonomik dalgalanmalar ve özellikle de nispeten dış aleme kapalı teknolojik olarak (Özellikle Ergitme fırınları,kalıplama makineleri ,maça yapım techizatları ve malzemeleri ferro alaşımlar, refrakter, mekanik, pnömatik, elektrik, elektronik sistemler açısından) Avrupa'ya bağımlı bir üretim biçimi görünümünde kalmıştır. Döküm sektörünün bu durumuna paralel olarak iç pazarda fiyat istikrarsızlığı ,ithalat zorlukları ve o zamanki adıyla istihsal vergisi konuları döküm firmalarının birlikte hareket etmeleri fikrini ortaya çıkarmış ve 1976 yılında Demir ve Çelik Döküm Sanayicileri Derneği sonradan Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği TÜDOKSAD adı ile bir dernek çatısı altında çok önemli bir kuruluşu gerçekleştirmişlerdir. Ülkemizin genel ekonomik durumu özellikle kalkınma planının öngördüğü Demir Çelik, Demirdışı metaller, refrakter ve seramikler, Döküm ve Dövme sanayiinde beklenen atılımlara paralel olarak eğitim konusunda yapılan gelişmelerde sektörün gelişmesinde önemli roller oynamaya başlamıştır.1961 'de İTÜ'de Metalürji Mühendisliği eğitimi başlamıştır ve yukarıda sayılan sektörlerde proje planlama, proses geliştirme, kalite kontrol konularında önemli atılımların yapılmasına büyük katkılar kazandırmıştır. Bu eğitim kurumunu takiben ODTÜ'de Metalürji Mühendisliği eğitimine 1965'den sonra geçilerek önemli bir boşluk doldurmuştur.

1980 yılından sonra ülkemizin ekonomik yapısında meydana getirilen değişimler sonunda özellikle ihracata dönük bir sanayi yapısı içerisinde döküm sektörü de yeniden yapılanmaya dönük şekilde organize olmaya başlamıştır.

Yukarı