Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Mevzuatı -EKÖK Metal 2. Çalıştayı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanacak Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol (EKÖK) Yönetmeliği kapsamında, Metal Üretimi ve İşlenmesialanında faaliyet gösteren tesislere yönelik EKÖK Metal Projesi 2. Çalıştayı 24-26 Şubat 2020’de Antalya’da gerçekleştirildi.

Karabük Üniversitesi tarafından yürütülen proje, ilgili sektörlerde faaliyet gösteren tesislerin EKÖK mevzuatı kapsamında yer alacak MET’lerden (Mevcut En İyi Teknikler), özellikle kirletici sınır değeri taşıyan zorunlu olanlarına uyum sağlamasına yönelik geçiş sürecinin ve bununla ilgili maliyetlerin belirlenmesini amaçlıyor.

2019 yılının Mart ayında yapılan ilk çalıştayda özetle, taslak yönetmeliğe uyum süreci ve bununla ilgili maliyetlerin tespitine yönelik kuruluşlara gönderilen anket formlarının ve ilgili bilgi giriş sisteminin aksaklıkları, proje ekibi ve sektör temsilcileriyle karşılıklı görüş alışverişiyle tespit edilmişti. Bu doğrultuda yapılacak düzelmeler ve iyileştirmelerden sonra firmalardan yeniden veri girişi yapmalarının talep edilmesine karar verilmiş, yanı sıra proje kapsamında gerçekleştirilecek saha ziyaretleri hakkında bilgi verilmişti. (İlgili haberimize buradan, EKÖK Mevzuat taslağıyla ilgili ilk çalıştay raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.)

Mevcut Durumun Tespiti ve Geçiş Sürecinin Belirlenmesi İçin Sektörümüzün Aktif Katılımı Önemli!

EKÖK Yönetmelik taslağı, sektör özelinde belirlenmiş olan kirleticiler için uyulması gereken sınır değerler öngörüyor. Döküm sektörü için bunların neredeyse hiçbiri mevcut mevzuatta ölçüm ve bildirim zorunluluğuna tabi değil. Bu sebeple ilgili proje kapsamında sektörler bazında oluşturulacak mevzuata geçiş süreci sektörümüz için tanımlanamıyor. Söz konusu geçiş süreci ve maliyetlerinin belirlenmesi amacıyla sektör kuruluşlarımızın kendi inisiyatifleriyle ölçüm yaptırarak mevcut durumun tespit edilmesi büyük önem taşıyor. (İlgili kirleticilerin ve sınır değerlerin yer aldığı listeye buradan ulaşabilirsiniz.)

(Not: Tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkileyen COVID-19 salgını sebebiyle bu konuda sektör olarak gerekli ölçümleri yaptırma konusunda güçlük çekme ihtimalimiz sebebiyle proje yürütücüsü olan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yaşar ile 31.03.2020 tarihinde görüştük. Veri girişi yapılan sistemin açık tutulduğunu fakat projeyle ilgili tüm çalışmaların durmuş olduğunu belirterek, Bakanlık tarafından ek süre verilirse projenin uzatılabileceğini, aksi taktirde 12 Temmuz’a kadar kapatmak zorunda kalacaklarını belirtti. Bu proje kapsamında olmasa bile ilerleyen dönemde gerekli ölçümleri yaptırarak sektörümüzün geçiş sürecinin tespitine yönelik olarak Bakanlıkla temas etmemiz önem taşıyor. Bu sebeple, kısa vadede olmasa bile ilk uygun fırsatta gerekli analizlerin yapılarak sonuçların Derneğimizle paylaşılması konusunda üyelerimizin katkısını beklemekteyiz.)

Projede Hedeflenenin Altında Kalınmış

2. Çalıştayın açış konuşmasında Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yaşar, ülke genelinde 4.400 firmaya ziyaret, e-posta ve telefon yoluyla ulaşıldığını, EKÖK kapsamında 591 firmanın girdiğinin tespit edildiğini, 1.031 firmadan hiçbir şekilde dönüş alınamadığını bildirdi. Toplam üç bin sayfa çeviri yapıldığını, 169 firmanın ziyaret edildiğini ve bunların %55’inin demir-çelik alt sektöründe, %26’sının ise demir dışı metal sektörlerinde olduğu bilgisini paylaştı.

Yurt dışı firma ziyaretlerinin yanı sıra eğiticilerin eğitimine yönelik olarak, ileride Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlerinde de kullanılacak dokümanlar hazırladıklarını aktardı.

Hiçbir firma tarafından bilgi girişi yapılmamış veya yalnızca tek firma tarafından yapılmış MET’ler bulunduğunu, bunlara yönelik bir süre ve bütçe önerisi getirilmeyeceğini hatırlattı. Bu şekilde bulunan MET’ler konusunda zaten herhangi bir ihtiyaç bulunmadığı, zaten çözümlenmiş olduğu varsayımıyla hareket edeceklerini belirtti.

Toplam 4 ana başlıkta 30 bölümden oluşan EKÖK tebliğ taslakları yazıldığını ekleyerek, tüm MET’lerde firmaların faydasına olacak şekilde maliyet analizi çalışmalarının sürdüğünü, yatırıma değer bir durum olup olmadığının buna göre ortaya çıkacağını aktardı. Yanı sıra yatırım gereken konular için ek süre gerektiği şeklinde bir rapor hazırlayabileceklerini de ekledi.

Yaşar ayrıca, 26-28 Mart’ta Safranbolu’da düzenlenecek EKÖK Metal sempozyumu ile ilgili bilgi paylaştı. Burada yer almak isteyen firmaların sadece sunu da gönderebileceklerini, bunları makaleye çevirmelerinin gerekli olmadığını hatırlattı. Dileyen firmaların, gizlilik vb. sebeplerle, süreç detaylarını paylaşmayabileceklerini, yalnızca başlık gönderip orada sunum yapabileceklerini hatırlattı. Buradaki sunumların “iyi örnekler” olarak Bakanlık nezdinde kullanılabileceğini belirtti. (Not: Covid-19 önlemleri kapsamında sonradan bu etkinlik ertelendi.)

“Yıllardır Kaynak Aktarılıyor, Bu Yönetmelik Mutlaka Yayımlanacak”

Ardından söz alan Hava Yönetimi Dairesi Başkanı Nazan Özyürek, daha önce başka bir proje kapsamında bir EKÖK yönetmelik taslağı hazırlandığını; bunun AB’de uygulanandan farklılıklar içerdiğini; daha önce iki kez sektör görüşüne açılan bu taslak kapsamındaki yönetmeliklerin bu Çalıştayda tartışılacağını belirtti.

Daha önce iki kez görüşe açılan bu taslağın yayımlanmayacağını düşünenlerin olduğunu ama Bakanlığın yıllardır kaynak aktardığı bu yönetmeliğin mutlaka yürürlüğe gireceğini belirtti.

Çevre İzin Lisans Yönetmeliğine tabi olan 17 bin civarındaki tesisin 11 bin civarının EKÖK Yönetmeliği kapsamına gireceğini ve süreçlerin Bakanlık tarafından yürütüleceğini; kalan 6 bin civarındaki tesisin süreçlerinin ise İl Müdürlükleri tarafından yürütüleceğini aktardı.

EKÖK kapsamındaki iznin bir kereye mahsus alınacağını ve mevcut mevzuattaki gibi beş yılda bir yenilenmeyeceğini belirtti.

Taslak yönetmelik kapsamında sektör uzmanına ihtiyaç olacağını, Bakanlığın ilk kez sektörel belgelendirme yapacağını hatırlattı.

Diğer Yönetmeliklere de Fayda Sağlayacak

Özyürek EKÖK yönetmeliğinin Bakanlığın diğer yönetmeliklerine sağlayacağı katkıları şöyle özetledi:

·         Yüzey suyu iyileştirmesine yönelik yönetmelikler olmasına rağmen uygulanamıyor. EKÖK’le yapılacak iyileştirmelerle bunlar da uygulanabilir hale gelecek.

  • Sıfır atık konusu evlerden tesis boyutuna çekilmiş olacak.
  • İklim değişikliğine yönelik faaliyetler ulusal değil küresel boyutta ama EKÖK buna yönelik çalışmalara da fayda sağlayacak.
  • Kimyasallara yönelik Bakanlığın ilgili dairesi tarafından çalışma yürütülüyor. Fakat herhangi bir envanter bulunmuyor. EKÖK buna da fayda sağlayacak.
  • Hava kalitesini iyileşmesi için ölçümler yapılıyor ama buna yönelik mevzuat eksiğinin kapatacak.
  • Deniz kıyı yönetimine yönelik bir direktifin uyumlaştırma çalışması yapıldı. Denizlerin kirlenmesinde karadan gelen ve taşınan kirleticiler büyük yer kaplıyor. Kaynakları yönetmeye esas olacak EKÖK Yönetmeliği bu alanda da destek olacak.
  • Çevresel Sorumluluk Direktifinin hayata geçmesi için EKÖK Yönetmeliği şart.

Amacımız Sektörlerle Ortak Çalışarak İyileştirme Yapmak

Mevcut taslak yönetmelik hakkında sektörle ortak çalışarak hangi alanlarda ne kadar esneyebileceklerini, gereksiz görülen kısımların çıkarılmasına yönelik çalışma yapabileceklerini belirten Özyürek, emisyon değerlerin değişmez kısımlar olduğunu aktardı. Buna rağmen tanımlanmış değerlerin üst sınır olarak mı alınacağı, olmazsa neye göre sınır belirlenebileceği konusunda çalışacaklarını belirtti. Bununla birlikte mevcut mevzuatımızın, 1973 yılından kalan sınır değerli içerdiğini, bu sebeple mutlaka iyileştirme yapılması gerektiğinin altını çizdi. Örneğin AB’de 100 olan sınır değerin mevcut mevzuatımızda 1200 olduğunu, EKÖK yönetmeliğinin bu konuda iyileştirme sağlayacağını belirtti.

Her MET için ayrı süre uygulamasının mümkün olmadığını ama alt sektörlere ayrı geçiş süreleri verilebileceğini aktardı. 1.1.2023’te veya yılın sonunda yönetmelik yürürlüğe girdiğinde elimizde kaynak planlaması bulunacağını belirtti.

Mevcut çevre izin yenilemesi yapmış olanlar ilk çevre izin yenilemesi sürecinde, eğer EKÖK yönetmeliğine tabi bir tesisse bu yönetmelik kapsamında değerlendirilecek. Böylece herkesin aynı anda başvuru yapmaması sağlanacak ve aynı anda, kazanılmış hakların korunması gibi konularda hukuki sorunlar da bertaraf edilmiş olacak.

Nazan Özyürek ayrıca 26-28 Mart’ta Safranbolu’da düzenlenecek EKÖK Metal sempozyumunda, tesislerinde iyileştirme yapanlara öncelik verileceğini belirtti. Çalışmaların İngilizceye çevrilip yurt dışında da görünürlük sağlanmasını amaçladıklarını, ama firmanın gizlilik konusuna önem veriyorsa bunu da göz önüne alacaklarını söyledi. BREF’lerin de zaten bu şekilde oluşturulduğunu aktardı.(Not: Covid-19 önlemleri kapsamında sonradan bu etkinlik ertelendi.)

“İlk Çalıştaydan Bu Yana Çok Farklı Sonuçlarla Karşı Karşıya Değiliz!”

Açılış oturumunun sonunda Dr. Osman Yıldız, “Bütçe Değerlendirmesi” sunumunu gerçekleştirdi. Projenin ayaklarının kalite, zaman ve maliyet olduğunu; ne kadar yatırım gerektiğini ve nasıl bir zaman çizelgesi gerektiğini bulmaya çalıştıklarını aktardı.

AB normlarına uymanın önemli olduğunu, fakat sürdürülebilirliğin de bizim için önemli olduğunu vurguladı. Bizim bu alanda yapacağımız farklı uygulamaların belki AB’ye esin kaynağı olabileceğini belirtti.

Veri giriş sisteminin bir yıldır açık olmasına rağmen ilk çalıştaydan bu yana çok farklı sonuçlarla karşı karşıya olmadıklarını belirterek, proje dahilinde kapsama giren tüm tesislerde uygulanacak kararların alınacağını ve yol haritasının da buna göre belirleneceğini hatırlattı. Binden fazla tesisin ankete yanıt vermediğini, mevzuat kapsamına giriyorlarsa kararların onları da bağlayacağını aktardı.

Projenin Şu Ana Kadarki Genel Sonuçları

Yıldız, MET’lere gelen yanıtların %55’inin (F) seçeneğini (bizim/tesis için gerekli değildir) içerdiğini, bunu (A) seçeneğinin (tesisimizde halihazırda uygulanmaktadır) takip ettiğini bildirdi. Eğer bu sonuç doğruysa sorun olmadığını, mevzuata uyumun hızla gerçekleşebileceği yönünde rapor hazırlayabileceklerini belirtti. Bu arada, %55’lik kısım hariç bırakıldığında B, C ve D seçeneklerinin de anlamlı sonuçlara doğru yükseldiğini aktardı.

Genel sonuçlara bakıldığında %91,5 oranında ‘0’ maliyetle uygulanabilir sonucuna ulaşıldığını, şu anda genel değerlendirme yapıldığını, daha sonra tesis bazında değerlendirmenin de yapılacağını aktardı. Eğer rakamlar yanlışsa bunun büyük bir sorun ortaya çıkaracağını hatırlattı.

Aynı şekilde %91,5 oranında “hemen geçilebilir” seçeneğinin işaretlendiğini, bu şekilde sonuçlanacaksa ‘1 yıl içinde geçilebilir’ şeklinde rapor yazacaklarını aktardı. Doğru olmadığı taktirde ve bu şekilde mevzuata yansırsa büyük sorunlarla karşılaşılacağını hatırlatarak bu çalıştayda detaylı analizler yapılacağını ve varsa güncellemeleri yapacaklarını belirtti.

Alt Sektörlerde Sonuçlar

Osman Yıldız, metal sanayi alt sektörleri bazında çıkan sonuçları şöyle paylaştı:

  • Demir-çelik sektöründe %95 oranında maliyetsiz ve süre ihtiyacı olmadan geçiş sonucuna ulaşılmış.
  • Demir dışı metallerde bu oran %90 civarında… 3 yıllık bir sürede %98 oranında geçiş sağlanabiliyor.
  • Haddehaneler de maliyetsiz ve süre ihtiyacı olmadan geçiş oranı %96 çıkmış. 100 bin Euro bütçe ile %97’ye erişebiliyor. 2-3 yıllık süre içindeyse %98 geçiş oranı yakalanabilir.
  • Yüzey kaplama için oran biraz daha düşük; %91,5… 500 bin Euro’nun biraz üzerinde (700-800 bin Euro civarı) ile %98 geçiş oranı yakalanabiliyor. Süreç de 3 yıl civarında…
  • Çelikhane ve dökümhaneler için maliyetsiz geçiş %88’de kalırken 1,5 milyon Euro’ya kadar bütçe çıkıyor. 1 milyon Euro gibi bir üst sınır belirlenebileceği belirtildi. Dördüncü yıla sarkan bir geçiş süreci öngörülebilecek. Bazı MET’lerde erteleme olabileceği belirtildi. (Not:Bu kategoride değerlendirilmesine rağmen, dökümhaneler mevcut mevzuatta ölçüm ve bildirim zorunluluğu olmayan MET’ler için bir geçiş süreci veya bütçe öngörmemiş. Bu sebeple veriler tamamen çelikhaneleri kapsıyor. Dökümhaneler için söz konusu sürecin belirlenmesi için sektör kuruluşlarımızın kendi inisiyatifleriyle ölçüm yaptırmalarına yönelik çağrımıza ve taslak mevzuatta yer alan kirleticilerin ve sınır değerlerin yer aldığı çağrımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Genel Tespitler

Açış konuşmalarından sonra alt sektörlerin ayrı ayrı düzenlenen toplantılarına geçildi.

Demir-çelik ana başlığı altındaki toplantıda emisyon sınır değeri olan MET’lerin zorunlu olduğu ve dokunulamadığı belirtilmesine rağmen bazı MET’ler için yoğun tartışmalar yapıldı. Örneğin AB normlarına göre <1-15 mg/Nm3 olarak belirtilen sınır değerin bizde 50 olduğu, Avrupa’da 2. Dünya Savaşından kalma tesislerde bile 15 değerinin tutturulduğunu, teknoloji izin verdiği için bizde de bu azaltımın yapılması gerektiğinin altı çizildi.

Yapılan yatırım ve kullanılan yönteme göre belli bir kirletici için sınır değerlerinin değişmesi konusunda da yoğun tartışmalar yapıldı. Örneğin elektrostatik filtre kullanımında 20-40 olarak belirlenmiş olan değerlerin farklı yöntemlerde farklı olmasının karmaşa yaratacağı görüşü dile getirildi. Fakat AB uygulamalarında kirletici özelinde değil, kirleticinin engellenmesine yönelik uygulanacak yöntemler özelinde farklı sınır değerleri bulunuyor. Mevcut tesisler dilediği teknolojiye yatırım yapıp, buna ait sınır değerleri tutturmakla yükümlü olacakken Dilovası gibi hava kalitesi düşük bölgelerde yeni tesise izin verilirken en alt sınır değeri zorunlu kılınabilir. Bu durumda zaten ilgili teknolojiye yatırım yapmayan tesislerin kurulumuna izin verilemeyecektir.

Ankara’da artıma tesisi bulunmayan OSB’lerde atık suyun belediye sistemine deşarjı yapılıyor. Fakat Belediyenin kabul ettiği sınır değerler EKÖK mevzuatındakilerden çok daha düşük olduğu için sorun görünmüyor.

Karşılıklı görüşmeler sırasında anket çalışmasıyla ilgili başka bir sistemsel hata ortaya çıktı. Anket düzenlemesinde tesislerin EKÖK sınır değerlerini baz alarak yatırım ve süre gereksinimini belirtecekleri beklenmiş. Buna rağmen ankette hiçbir sınır değerden bahsedilmiyor. Dolayısıyla kimse bu değerleri baz almamış. Mevcut yönetmelikte belirlenen sınır değerlere göre bir geçiş sürecini temel alarak doldurmuş anketi. Zaten %90’lar seviyesinde yatırım ve süre ihtiyacı bulunmadan geçiş sonucunun elde edilmesinin sebebine de ulaşılmış oldu. Proje sahibi üniversite bu değerlerin kamuya açık olduğunu söyleyerek tesislerin bundan sorumlu olduğu yönünde savunma yapsa da Bakanlık süreçle ilgili şöyle bir öneride bulundu: EKÖK mevzuatı sınır değerleri üzerinde olan tesisler, bunları esas alarak yatırım ve süre öngörüsü yapmak üzere anketleri gözden geçirecek.

Özet

EKÖK Metal projesi kapsamında, yönetmeliğe bağlı 34 adet tebliğ yayımlanacak. Bu proje 12 Temmuz’da sonlanıyor. Fakat 3 yıl sürecek yeni bir AB projesinin başlamak üzere olduğu Bakanlık tarafından bildirildi. Bu süreçte birçok geri bildirim imkanı, revizeler ve görüş alma olacak.

Bu arada Bakanlık olarak MET’lerdeki sınır değerler üzerinden geçeceklerini de bildirdiler. Sonraki proje kapsamında tebliğler de görüşe sunulacak.

Kapanış konuşmasında Prof. Dr. Mustafa Yaşar, proje sonuçlanana kadar karşılıklı görüşmelerin devam edeceğini belirterek, özellikle çeviriler konusunda Derneklerden destek talebinde bulundu.

Bu bölümde Dernek Genel Sekreterimiz S. Koray Hatipoğlu söz alarak, EKÖK taslağının metal döküm sektörü için mevcut mevzuatta yer almayan kirleticilere ait sınır değerleri içerdiğini, bu sebeple proje kapsamında metal döküm sektörünün geçiş sürecinin belirlenmesine yönelik firmalar tarafından veri girişi yapılamadığını hatırlattı. Ayrıca demir, demir dışı ve yüzey kaplama şekilden yapılan sınıflandırmayla yürütülen projenin sonuçlarının da, sektörümüzü ikiye böldüğü için sorun oluşturabileceğine dikkat çekti. Metal Döküm Sektörünün diğer sektörlerden farklı olduğunun ve kendine ait bir geçiş maliyet ve süreç takviminin oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bu amaçla, firmalarımız tarafından yapılacak ek ölçüm sonuçlarını paylaşacağımızı ve bunların göz önünde bulundurularak geçiş süreci belirlenmesine özen gösterilmesini talep etti.

Yaşar’ın yaptığı Çalıştay kapanış rapor özeti şöyle:

Genel Değerlendirme:

  1. Çalıştay sonucunda MET Kontrol Listelerindeki eksikliklerin giderilmesi için sektör tarafından ek süre talep edilmiştir. EKÖK anketleri 2-15 Mart tarihleri arasında tekrar aktif edilecektir.
  2. Bu çalışmada firmalara anketlerde bilerek veya bilmeyerek girdikleri değerleri tekrar kontrol etme imkânı sağlanacaktır.
  3. Firmaların verdikleri bilgilerin doğru olduğu kabul edilecek ve buna göre projenin tamamlanması sağlanacaktır.
  4. Türkiye’de yapılacak yeni düzenlemede Bakanlık kesinlikle belirli bir mevcut en iyi tekniğe (MET) odaklanmayacaktır. Bakanlığın göz önünde bulunduracağı nokta sınır değerlerdir. Bir başka ifadeyle tesislerin MET BREF’leri ya da MET sonuçlarında yer alan yöntem ve teknikler ile sınırlı tutulmayacağı, firmanın kendi geliştirdiği ya da bir başka firmadan esinlendiği yöntem sınır değerleri sağlıyorsa, bunların da kesinlikle kabul edileceğidir.
  5. Sanayi Yönetmeliği de değişeceği için EKÖK Yönetmeliğiyle uyumlu olup olmayacağı konusu tartışılmış ve Çevre Bakanlığından arkadaşlar bu konuda çalışacaklardır.
  6. Özellikle kamu ihalelerinde, ihaleye girecek firmaların EKÖK belgesine sahip olması gerekecek. Bu durumun firmaları EKÖK belgesi almaya teşvik edeceği belirtildi.
  7. Mevcut durumda bulunan BREF dokümanlarından hazırlanacak olan yönetmeliklerin uygulanması durumunda ihracat yapan firmaların Avrupa’daki firmalar ile rekabet gücünün azalacağı belirtildi. Yeni çıkacak olan ikinci taslağın daha endüstri yanlısı olması nedeniyle Avrupa’daki firmaların daha avantajlı durumda olduğu belirtildi. Bu nedenle EKÖK uygulanırken firmaların rekabet gücünü azaltmadan uygulamaya konulması talep edildi.
  8. GALDER bir rapor hazırlayarak sektörde kullanılabilecek olan en uygun teknikleri Karabük Üniversitesi’ne bildirecek. Ayrıca çeviriler konusunda da yardımcı olabileceklerini belirttiler.
  9. Mevcut tesislerde MET’lerin uygulanması sırasında firmaların hem üretim hem müşteri hem de para kaybı yaşayacağı bildirildi. Üretimi durduracak uygulamaların hem çok maliyetli hem de riskli olduğu belirtildi. Bu nedenle yeni kurulan tesislerin devlet desteğiyle kurulması ve şartların daha uygun hale getirilmesi talep edildi.
  10. EKÖK belgesi almanın bir ceza veriliyormuş gibi düşünülmemesi gerektiği, aksine bu durumun cazip hale getirilerek firmaların bu belgeyi almasının teşvik edilmesi gerektiği belirtildi.
  11. Elektronik kaplamacıların sıcakgalvanizcilere göre daha fazla çevresel kirliliğe sebep olduğu belirtildi.
  12. Anketleri doldururken MET’lerde bulunan sınır değerler göre değil, mevcut durumda yasada bulunan yönetmeliklere göre cevaplar verildiği için maliyet hesabı yaparken durumun yanıltıcı olabileceği belirtildi.
  13. Cıva ile ilgili ciddi düzenlemelerin geleceği belirtilmiştir. Bu konunun hava kalitesi mevzuatlarında değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Bakanlık bu konuyu tekrar inceleyeceğini bildirmiştir.

Ortak Noktalar – Sınır Değerler

  1. Emisyon değerleri çok nettir ve sadece sınırlı müdahaleler yapılabilecektir. Yani çok özle durumlar dışında sınır değerler aynı kalacaktır. Örneğin, bazı emisyon değerlerini tutturmak yerli cevher/hammadde satın alınmasını engelleyeceğinden bazı değerlerin yeninden gözden geçirileceği üzerinde durulmuştur.
  2. MET sınır değerlerinin uygulanmasının planlanması için çok ciddi yatırımların yapılması kesindir.Bu da titiz bir fayda-maliyet analizi ile gerçekleştirilebilecektir. Sektör temsilcileri, firmalardan yalnızca %40’ının EKÖK belgesi almaya uygun durumda olduğunu, firmaların büyük bir kısmının eski teknoloji kullanmakta olduğu ve MET’lere uyum sağlayabilmek için yapısal değişiklik gereksiniminin fazla olacağını belirtti. Bu nedenle de geçiş sürecinde daha fazla süre ve maliyet gerekeceğini belirtti.

Ortak Noktalar – Teşvikler

  1. MET’lere yönelik yatırım yaptıklarında yüksek maliyetli yatırımları için kurumlar vergisinden istisna tutulma, SGK prim istisnası, enerji bedeli alınmaması gibi teşviklerin söz konusu olup olmayacağı tartışıldı. Bu konu sonuç raporunda Bakanlığa bildirilecektir.
  2. Dünya Bankası enerji verimliliğine çok fazla yatırım yapmaktadır. MET’ler için buradan teşvik alınabilir.
  3. Firmaların en çok merak ettikleri konu, “MET’ler uygulanırken Devlet teşvikleri uygulanacak mı?”

Ortak Noktalar – Arıtma

  1. OSB’lerde artıma sistemi bulunduğu için bu alanlarda çok fazla problem mevcut olmadığı sektör tarafından iddia edilse de su yönetimi mevzuatında değişikliğe gidilmesi gerektiği Bakanlık tarafından belirtilmiştir. Orman Bakanlığında havza kirliliği özellikleri mevcuttur. Orman Bakanlığı revizyonlarını bitirdiğinde deşarj noktalarında azaltmaya gidilebilir. Bu da ciddi oranda maliyet anlamına gelmektedir. Bu proje bittiğinde böyle bir çalışma da yapılabilir. Bu da ciddi oranda maliyet anlamına gelmektedir. Bu proje bittiğinde böyle bir çalışma da yapılabilir. Deşarj yapan firmalarda ciddi yatırım talepleri olabilir.
  2. Kanalizasyon sonu arıtmanın olup olmadığı önemli bir konudur. Alıcı ortam ya da belediye şebekesinin sonunda arıtma olmalıdır. Ama sınır değerler birbirinden farklı olduğu için Su Yönetimi Dairesinin bu konuda talebi mevcuttur.
  3. Her tesisten çıkan suyun kalitesinin kontrol edilmesinin eski tesislerin fiziki yapısında zor olması ile birlikte entegre tesislerde siyanür ölçümü gibi ölçümler yapılmamaktadır. Ama EKÖK bu ölümlerin yapılmasını öngörmektedir.
  4. Soğutma suları çoğu firma tarafından geri dönüştürülüp (kapalı sistem) kullanılmaktadır. Deşarj çok yaygın olarak kullanılan bir yöntem değildir.
  5. Proseste kullanılan suyun tesis içinde yeniden kullanımının işletme şartlarına bağlı olduğu, yeniden kullanılan suyun ürün kalitesini olumsuz yönde etkilemesi sebebiyle yeniden kullanılmasının uygun olmadığı tesislerin olduğu belirtildi.
  6. Büyük ölçekli tesislerde su kullanımı ve döngü daha hızlı olduğu için bu tesislerin su kullanımı miktarının daha fazla olduğu ve ürün kalitesi üzerine etkisinin de daha fazla olacağı belirtildi.

Ortak Noktalar – Gürültü

  1. Akustik izolasyon için EKÖK tarafından getirilen sınır değer yoktur. Zorunlu MET değildir.
  2. Tesis OSB’deyse ya da şehir dışındaysa sadece makine ekipmanları için izolasyon yeterli olacaktır.
  3. Arıtma firma merkezindeyse ve gürültü seviyesi yüksekse izolasyon uygulanması mevcut yönetmelikte zorunludur. Tesisin tamamında ses izolasyonu gerekli olduğu düşünülebilir. Eğer firmada desibel oranı yüksekse Bakanlık EKÖK izni ile firmalardan bu izolasyonu talep edecektir.
  4. Hava Yönetimi Dairesi Gürültü Şubesinin yönetmeliği AB ile uyumludur.