Türkiye Dünya Döküm Üretiminde 9. Avrupa'da ise 2. Sıraya Çıktı!

2019 Dünya Döküm Üretimindeki Keskin Düşüşe Rağmen Türkiye 9. Sırada!

Amerikan Dökümcüler Birliği (AFS), Ocak 2021 tarihinde yayınladığı 2019 yılını içeren 54. Dünya Döküm Üretimi İstatistiklerine göre Türkiye, toplam 2 milyon 314 bin 245 ton üretimle iki basamak yükselerek dünyada 9. büyük, Avrupa’da ise İtalya’yı geçerek 2. büyük döküm üreticisi konumuna geldi.

 

 

2019 yılında yurtiçinde yenilenebilir enerji, savunma sanayi ve makine sektörlerindeki ivme, Yerli ve Milli Ürün kullanımının her alanda teşvik edilmesi ve önemli destekler sağlanması metal döküm sektörümüze ciddi ivme kazandırdı. Dökümhanelerimiz bu sayede üretimlerini arttırırken diğer yandan bütçelerinin önemli bölümlerini Ar&Ge projelerine ayırarak yerlilik oranı daha yüksek ve daha katma değerli parçaların üretimine yoğunlaşma fırsatı buldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) “Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı 2019” araştırmasında döküm sektöründen 26 kuruluşun; 2019 İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 6, İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde ise 13 döküm sektörü temsilcisinin yer alması da bizi oldukça gururlandıran ve gelişimimizi açıkça gözler önüne seren bir husus oldu. Ayrıca, bugün itibariyle döküm sektöründen toplam 24 kuruluş Ar&Ge merkezi belgesi almış durumda.

Türkiye Metal Döküm Sanayi dolaylı olarak toplamda 50 bin kişiye istihdam sağlıyor ve 5 milyar Euro’dan fazla ihracat gerçekleştiriyor.

TÜRKİYE METAL DÖKÜM SANAYİNİN 2020 PERFORMANSI

2020 yılında ise döküm üretimi beklentilere paralel şekilde ilk çeyrekte normal seyrinde ilerlerken Covid-19 pandemisinin etkisiyle ikinci çeyrekte ciddi kayıplar yaşandı. Özellikle yurtiçinde ve Avrupa otomotiv sanayinde yaşanan duruşlar, üretimin büyük bir kısmını oluşturduğu düşünüldüğünde, sektörümüzü ciddi seviyede etkiledi.

Döküm alıcısı sektörlerde üçüncü çeyrekte başlayan canlanma ise artarak devam ediyor. İç piyasadaki canlanma bir miktar daha fazla olsa da, salgının etkilerinin ağır şekilde görülmeye devam edildiği Avrupa ülkelerinden gelen siparişlerde de yoğunluk sürüyor. Farklı sektörlere olan üretimin yanında otomotivdeki hareketlenmelerle birlikte metal döküm sektörümüzün 2020 yılını bir önceki yıla göre yüzde 12 üretim kaybıyla kapattığı öngörülüyor.

Üretim malzemesi bazında ele alındığında en çok düşüşün Demirdışı döküm alanında beklendiği görülüyor. Üretim miktarında görülen değişikliklerin yanı sıra üyelerimizden alınan verilerde 2020 için planlanan yatırımların beklenen seviyeden düşük olmasına rağmen devam ettiği görülüyor. 2020 içerisinde işletmelerin birçoğu yeni yatırım kararları aldı ve dünya çapında OEM’lerin ileriye dönük yenilenebilir enerji ve e-mobilite projelerinin çözüm ortağı olmayı başardı. Ayrıca, geçtiğimiz Eylül ayında iki üye kuruluşumuz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi” kapsamında yatırım projelerini kabul ettiği 10 Türk firması arasında yer aldı.

2021 YILI TAHMİNLERİ FIRSATLARIMIZ VE RİSKLERİMİZ

‘’Dünya Genelinde Yeni Bir Çağa Geçişin Ayak Sesleri Belirginleşiyor.’’ Yurtiçindeki gelişmelerin yanı sıra ihracat ağırlıklı bir sektör olduğumuz için yurtdışındaki gelişmeler de Türkiye Metal Döküm Sektörünü yakından ilgilendiriyor. Öte yandan imalat sanayinin hemen hemen tüm sektörlerine üretim yapıyor olmamız neticesinde genel üretime dair beklenti ve hedefler öngörülerimizi oluştururken ciddi katkı sağlıyor. 2021 içerisinde belirsizliklerin sürüyor olması dolayısıyla 2020 yılındaki kayıpları telafi etmek ana hedef olarak önümüzde duruyor. Avrupa’da otomotiv ve makine imalat sanayilerinde yıllık bazda yaşanan kayıplar sonrasında, üretim kapasitelerinin Covid-19 başta olmak üzere ticaret savaşları ve teknolojik dönüşümler sebebiyle yavaş bir şekilde toparlanması bekleniyor.

 

Avrupa genelindeki döküm talebinde, salgının etkilerinin görece daha az hissedildiği inşaat ve yenilenebilir enerji sektörlerinin belirleyici olabileceği tahmin ediliyor. Batı Avrupa’da döküm üretiminin uzun süre toparlanamayacağı öngörülürken Doğu Avrupa’daki yeni yatırımlarla birlikte Türkiye’nin de dahil olduğu grupta demirdışı döküm talebinin de artmasıyla önemli bir ivme görülmesi bekleniyor. Araçlardaki hafifleme ve elektrifikasyon geçişleri de dikkatle takip ediliyor.

Yurtiçinde de Avrupa’ya nazaran daha hafif karantina uygulamalarıyla birlikte aşılama uygulamalarındaki gelişmeler, Türkiye Metal Döküm Sanayimizin güçlü yapısı ve teknolojik seviyesi, ekonomi yönetimindeki son sinyaller doğrultusunda sanayicilerimiz umutlarını koruyor. Ayrıca, yenilenebilir enerji, savunma sanayi ve makine sektörlerindeki ivmenin, Yerli ve Milli Ürün kullanımının ve sağlanan teşviklerin talebi sürdüreceği düşünülüyor.

Büyük resme bakılacak olursa; sektörümüzü ilerleyen dönemlerde farklı açılardan yapısal dönüşümlere uğratacak birçok konu gündemde. Bunların başında Endüstri 4.0 ve üretim teknolojilerinin dijitalleşmesi, 3D yazıcılar ve katmanlı üretim, nitelikli iş gücüne ve mesleki bir eğitim sistemine duyulan ihtiyaç, iklim krizi ve döngüsel ekonomiye geçiş, AB Yeşil Mutabakatının yansımaları ve ticaret savaşları geliyor.

Ayrıca, Covid-19 pandemisi ve içinde bulunduğumuz zorlu koşullar; küresel tedarik zincirinin yeniden tasarlanması ve ürün ihraç edilen pazarların çeşitlendirilmesi gibi olguların kısa vadede yeniden ele alınmasını ve risklerin daha dikkatlice yönetilmesini gerektirecek. Açıkçası dünya genelinde yeni bir çağa geçişin ayak seslerini artık belirgin olarak duyuyoruz. Bu yeni düzende ülkemizin nasıl konumlanacağı ve hangi politikaları benimseyeceği sektör olarak bizim de birçok açıdan yol haritalarımızı şekillendirmemizi sağlayacak. Bunların haricinde sektör paydaşlarının göz önüne alması ve bugünden başlayarak yeni stratejiler belirlemesi gereken yukarıdaki hususlar, özellikle mesleki eğitim ve sürdürülebilir üretim olmak üzere, TÜDÖKSAD olarak bizim de yeni dönem çalışma projeksiyonumuzu oluşturuyor.

Dökümcülerimizin Avrupa haricinde ABD, Uzakdoğu ya da Afrika gibi yeni pazarlara yönelerek portföyünü çeşitlendirmesinin, tüm dünyanın üzerinde durduğu karbon ayak izinin azaltılması ve sürdürülebilir üretime geçiş için hızlıca aksiyon almasının ve bu alandaki gerek ulusal gerekse uluslararası desteklerden ve fonlardan faydalanmasının en önemli noktalar olacağını düşünüyoruz.