Otomotiv Yedek Parça Üretimi Oyununda Sorumluluk Kartları Yeniden Dağıtılıyor!

Almanya’da otomotiv sektörüne ilişkin çığır açan bir mahkeme kararı verildi!

Karar ile otomotiv endüstrisindeki yaygın uygulamalardan olan tedarikçilerin parça üretimindeki sorumluluğunun sınırları bir anlamda yeniden belirlendi. Karar, otomotiv sektöründe tedarikçilerin müşterilerinin şartnamelerine yönelik sorumluluklarını inceleyen ilk kararlardan biri oldu. Kararda değinilen çarpıcı ve önemli birkaç noktayı kısaca belirtmek istedik. Kararın kısa özetini aşağıda bulabilirsiniz.

Anılan karara da konu olan otomotiv sektörü uygulamasında tedarikçilerin, orijinal parça üreticilerinin ayrıntılı talimat içeren şartnamelerini karşılaması beklenir. Ancak tedarikçilerin ellerindeki sınırlı veriyle gerekli denetimleri yapmaya imkanları olmayıp, aksaklıkları, kusurları tespit etmeleri, şartnamedeki teknik bilgi ve tasarım talebinde herhangi bir sorun olup olmadığını ortaya çıkarmaları zaman almaktadır. Durum böyle olunca parçada doğan bir kusurda sorumluluk da genellikle tedarikçiler üzerinde kalmaktadır.

Kararda yer alan önemli tespitler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

  1. Parçanın tedarikçi tarafından geliştirilmiş olması sorumluluğun tedarikçiye yüklenmesi için yeterli değildir. Çünkü en nihayetinde yüksek teknik bilgiye sahip olan, teknik ve tasarım bakımından neye ihtiyacı olduğunu belirtmesi gereken taraf araç üreticisi müşteridir.
  2. Yüksek teknik bilgiye sahip olanın ve tam olarak tasarım bakımından ihtiyacı bilenin araç üreticisi olduğu ve dolayısıyla şartnamenin tüm teknik gereklilikleri kapsadığının kabul edilmesi gerekir. Bu aşamadaki hata veya eksiklerden tedarikçi sorumlu olamaz, müşteri araç üreticisi sorumludur. Tedarikçinin sorumluluğu şartnameye uygun üretim yapmaktır.
  3.  Tedarikçinin denetleme ve hatayı süresinde ihbar etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak bunun için müşterinin de hatayı zamanında haber verme yükümlülüğü vardır ki, tedarikçi ürünleri denetleyebilsin ve araç üreticisi müşteriyi bilgilendirebilsin. Burada; müşteri büyük ve teknik yeterlilik bakımından yetkin bir üretici ise tedarikçinin denetleme yükümlülüğü olmayabilir denerek çok önemli bir noktaya değinilmiştir. Diğer taraftan Müşteri, büyük ve teknik bilgisi yeterli olmayan bir müşteri ise tedarikçinin denetleme yükümlülüğü söz konusu olabilir. Ancak kararda bu ayrım için somut kriterler belirtilmediğinden her olay bazında durumun değerlendirmesi gerekir ve bunun tespiti her zaman çok da kolay olmayabilir.
  4. Kararda müşterinin teknik bilgisi yüksekse, tedarikçinin yalnızca bariz hatalardan sorumlu olacağı belirtilmiştir. Tedarikçi bunun ötesindeki hataları denetleyebilmek için her şeyden önce yeterli bilgi ve araçlara sahip olmadığı gibi Tedarikçinin kendi parçası ile irtibatlı olan diğer aksamları denetleme imkanı ve yetkisi de bulunmamaktadır. Bu nedenle parça şartnameye uygun ise Tedarikçinin başkaca hatalar olmasına engel olmasına imkanı bulunmamaktadır. Dolayısı ile bu hatalardan sorumluluk tedarikçiye yüklenemez ve araç üreticisi sorumluğu taşır.

Bahsi geçen karar sorumluluklar bakımından çığır açmış ve tedarikçilerin araca ve tasarıma ilişkin yetersiz teknik bilgiye sahip olmaları nedeniyle yüklendikleri sorumluluğun aslında araç üreticisinde olduğunu ortaya koymuştur.

Söz konusu sözleşmelerin Türk Hukuku bakımından uygulamasında TBK.476 hükmü de eserdeki ayıbın iş sahibine yüklenebilmesi veya iş sahibinin talimatı sonucunda meydana gelmesi halinde sorumluluğun araç üreticisi müşteriye ait olduğu düzenlemesine sahiptir. Alman kanununa benzer şekilde burada da yüklenicinin ihbar sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak bunun aksine bir uygulamanın olduğu bilinmektedir.

Söz konusu ihbar yükümlülüğünün zamanında yerine getirilmemesi genellikle uygulama ve davalarda karşımıza çıkıyor. Bu karar bu bakımdan bizim uygulamamız için de önemli. Çünkü bu ihbar yükümlülüğünün tedarikçinin teknik bilgisi ve denetim yetkisi kapsamında olan hususları kapsaması gerekirken, uygulamada çok geniş yorumlanarak sınırsız bir sorumluluk haline dönüyor.

Bu karar şartnamelerin hazırlanmasının ve tarafların bunlarda zamanında hemfikir olmasının ve aynı zamanda sözleşmelerde sorumluluk kapsam ve sınırlarının doğru şekilde belirlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Zira tedarikçiler, müşterilerin talimatlarına uyarak talep edilen teknik özelliklere göre parça üretmekte ancak bütünleyici parçası olan diğer ürünlerle birleştirerek ürünü test edememektedirler. Kanaatimizce söz konusu karar Alman Medeni Kanunu’nun ve bizim hukukumuzda da kabul gören en temel ilkelerinden biri olan iyi niyet ve dürüstlük kuralına uygundur. Bununla birlikte basiretli bir tacir olan orijinal parça üreticisinin talimat verirken dikkatli davranması gerekmekte, teknik bilgi ve birikimini azami ölçüde kullanması gerekmektedir.

Bu kararın, otomotiv sektöründe parça üreticileri ve araç üreticileri arasındaki sorumluluk kartlarının yeniden dağıtılması olduğunu söylemek mümkün!

Kararın konusu ve kısaca özeti:

Bir Alman araç üreticisi anlaşmalı olduğu bir tedarikçisinin üretmiş olduğu parçaların kusurlu olması nedeniyle uğradığı zararların tazmini için dava açtı ve Alman Mahkemesi otomotiv sektöründe sıkça yaşanan bu olaya tamamen başka bir bakış açısı getiren bir karara vardı.

Somut olayda araç üreticisi şirket, tedarikçi şirketten araçlarında standart bir özellik olarak kullanılmak üzere flanşlar (flanges) ve iki vida kullanılarak şarj hava dağıtıcısına (charge air distribütör) bağlanması gereken bir soğutucu çıkış konektörü (coolant outlet connector) tedarik etti. Söz konusu parça, araç kullanımına bağlı olarak bir süre sonra bozulmaya başladı ve soğutma sıvısı sızıntılarına ve hatta motor arızasına neden oldu.

Dava sırasında mahkeme tarafından atanan bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda sızıntıların parçanın tasarlanma biçiminden (özellikle üç yerine iki vida kullanılmış olmasından) kaynaklandığı tespiti yapıldı.

Alman Mahkemesi kararında dikkat çeken hususlar şunlardır;

  • Mahkeme, bağlantı yeterince sıkı olmadığından tedarikçinin tasarımının amaçlanan kullanıma uygun olmadığını, dolayısıyla parçanın kusurlu olduğunu kabul etti. Fakat bu kusurun sorumluluğunu aşağıda belirtilen gerekçeler ile araç üreticisine yükledi. Şöyle ki;

Tedarikçi, araç üreticisinin spesifikasyonlarının endüstriyel tasarım olarak yetersiz olduğunu ileri sürdü ve mahkeme bu savunmayı kabul ederek, bu yetersizliğin üç yerine iki vida olarak belirleyen araç üreticisinin spesifikasyonlarından kaynaklandığına işaret etti.

Alman Medeni Kanunu’un buna ilişkin düzenlemesine göre bir yüklenici müşterinin hatalı talimatlarına veya şartnamelerine atfedilebilen kusurlardan sorumlu tutulmamaktadır.

  • Mahkeme ayrıca, spesifikasyonların hatalı olduğunun araç üreticisi tarafından zamanında bildirilmesi gerektiği yükümlülüğüne de değindi. Zamanında haberdar olmayan tedarikçinin ürünleri denetleme veya araç üreticisine bildirimde bulunma yükümlülüğü olmadığını da kabul etti.
  • Mahkeme kararın bir diğer dikkat çeken noktası; Araç üreticisi müşterinin teknik bilgi ve ölçeğine bağlı olarak yüklenici tedarikçinin denetleme sorumluluğunun farklılaşabildiğinden bahsetti. Buna göre; eğer müşterisi profesyonel ve teknik bilgisi yüksek değilse, tedarikçinin müşterinin talimatlarını ve spesifikasyonlarını denetlemekle yükümlülüğü olduğunu belirtti ve elbette bu durumun her somut olayda incelenmesi gerektiğini söyledi.

Davaya konu olayda ise üst düzey teknik yeterliliğe ve bilgiye sahip bir araç üreticisi olması nedeniyle mahkeme tedarikçinin sadece spesifikasyonlardaki bariz hataları denetleme yükümlülüğü olduğuna, üç vida yerine iki vida kullanılmasının ise bariz bir hata olmadığına dolayısıyla da tedarikçinin denetim ve bildirim yükümlülüğü açısından sorumluluğu olmadığına karar verdi.

  • Kararda dikkat çeken bir diğer nokta ise tedarikçilerin denetim imkanlarının ve ellerindeki verilerin çok kısıtlı olmasıdır. Tedarikçi sadece kendi üretimindeki parçayı denetleyebilirken, aracın diğer bölümlerini ve kendi ürettiği parça ile bağlantılı diğer parçaları ve bunların bütüncül tasarımını denetleyememe durumundan ve bunun da sorumluluğunu sınırladığından bahsetti. Buna göre, tedarikçiler kendi ellerindeki bilgi ve teknik araçlar ile denetleyemedikleri araç üreticisi spesifikasyonlarından kaynaklanan hatalar nedeniyle sorumlu olamayacaktır.
  • Ancak, bariz spesifikasyon hataları açısından Alman Medeni Kanunu uyarınca tedarikçilerin denetleme ve bildirim sorumluluğu devam etmektedir.
  • Bu karar alt tedarikçilerin tedarikçilerine karşı sorumluluğunu da aynı şekilde sınırlandırabilecektir. Alt tedarikçiler de araç üreticisinin spesifikasyonlarına bağlı kaldığı takdirde tedarikçiye karşı sorumlu olmadığını ileri sürebilecektir.

 

(Kaynak:Kurt&Partners)

TÜDÖKSAD, Dünya Dökümcüler Birliği ve Avrupa Dökümcüler Birliği Üyesidir.